
Bazı hikâyeler bir şehirde başlar, bazıları bir bakışta.
Bizimki, kimsenin kimseyi bulmayı ummadığı yerde — çölün tam ortasında.
Issız Çölde
İki Yabancı
İki deve, iki yabancı, bir kum denizi. Biri gün batımının turuncusunda yürüyordu — Can; diğeri göğün en mavi saatinde — Asena. İkisi de yorgundu, ikisi de mutsuzdu; ikisi de neyi aradığını bilmiyordu. Çöl bazen susar, bazen yol gösterir — o gün yol gösterdi.
“Kaybolmak, meğer bulunmanın başka bir adıymış.”
Sevginin Ölçüsü


Asena, sevmeyi çok küçükken öğrendi. Amcasının kollarında büyüdü; sevginin ne kadar büyük, ne kadar koşulsuz olabileceğini orada gördü. Ve çıtayı tam oraya koydu — kimsenin kolay kolay uzanamayacağı bir yere. Yıllar geçti, çöller aşıldı; karşısına çıkan adam — Can — o çıtayı aşabilen tek kişi oldu.
“Onu, kalbindeki en yüksek yere koydu.”
Tony & Elvira


Bir de böyle bir yanları var. Neon ışıkları, cesaret, dik başlılık ve asla geri adım atmamak. Tony “The world is yours” derdi; ama onun dünyası hep tek bir kişiden ibaretti.
“The world is yours…”
…ve dünyam sensin.
Sonsuz Sevginin
On Altı Karesi
Çölde başlayan yol, kahkahalara, sofralara, uzun yolculuklara ve sıkı sarılmalara vardı. Aşağıdaki on altı kare, o yolun sadece küçük bir kısmı. Fotoğraflar sayılabilir; aralarındaki şey sayılamaz.
sonsuz an
Ve serüven
devam ediyor…
Çölde birbirini bulan iki yabancı — Asena ve Can — artık yabancı değil. Hikâyenin sonu yok; sadece henüz çekilmemiş kareleri var.
Asena & Can — Sonsuza kadar